Sahte Tweet hesabımda işlenen suçlar… – Reha Muhtar – Gazete Vatan

On beş gün kadar önce, tweeter hesabımda yirmi otuz kişilik bir azalma meydana geldi…

Anlayan arkadaşlara sordum “Beni tweeter’da izleyenler mi azalıyor?..” diye…

– “Hayır” dediler…

– “Tweeter merkezinde sahte tweeter hesaplarını kaldırıyorlar… Yüz binlerce sahte tweeter hesabı kaldırıldı… Bir milyon izleyici kaybetmiş görünenler var… Sahte izleyiciler onlar… Sende 2O-30 kişilik azalma bu sahte tweet hesaplarının kaldırılmasıyla ilgili… İzleyici sayın falan düşmüyor… Merak etme…”

– “İyi…” dedim, “bilgilendim rahatladım…”

***

Hayatın hiçbir alanında üçkağıdı sevmediğimden, sahte tweet gibi işlerle alakam olmuyor doğal olarak…

Benim olmuyor ama benim üzerimde “iğrenç suçlar işleyen” tweet hesapları öylece duruyorlar…

Kim olduğunu tahmin ettiğim “derin psikolojik savaş merkezlerine mensup” birileri, “Reha Muhtar Atina” diye bir tweeter hesabı almışlar…

Hesapta şöyle yazıyor;

– “Ben gerçek Reha Muhtar değilim… Bana küfretmeyin…”

Adınızı girdiğinizde kendi hesabınızla birlikte bu hesap görünüyor…

Akılları sıra, “tweet atanların

aklına Reha Muhtar’a küfür etmeyi sokacaklar…”

– “Bana küfür etmeyin ben gerçek Reha Muhtar değilim…” diyerek…

***

Böylesine pis ve iğrenç yöntemlerle, akılları sıra psikolojik savaş yapıyorlar…

Mafyanın belaltı yöntemleri, soğuk savaş taktikleriyle, muhataplarını itibarsızlaştırma çabasındalar…

Reha Muhtar Atina hesabını alan suç şebekesinin çalışması, sadece bundan ibaret değil…

Çocuklarımdan ayrı kaldığım, o berbat günlerde, bu tweeter hesabı inanılmaz bir tesadüfle!!! sahte hesaptan, benim SHOW TV ve Akşam gazetelerinin o günkü patronu Mehmet Emin Karamehmet’e küfür eden tweetler attığım intibaını yarattı…

Bu hesap, aniden benim adıma; Mehmet Emin Karamehmet’e saydırmaya başladı…

O günlerde SKY Türk’e ve Akşam gazetesine çöreklenmiş “derin işlerle uğraşan” bir klik vardı…

***

Bir yandan; Reha Muhtar Atina tweeti Mehmet Emin Karamehmet’e ben yazıyormuşum gibi saydırıyor!!, diğer yandan Akşam gazetesinde ilginç bir şekilde aleyhime haberler çıkıyordu…

Ben “Mehmet Emin Karamehmet için, berbat şeyler söylemiş gibi gösteriliyordum…”

– “Akşam gazetesindeki bu haberler neyin nesidir?..” diye sorulursa, “o da eski patronuna saydırıyor” cevabı veriliyordu…

Bunun adına “basın özgürlüğü” deniyordu…

Durumu belgeyle tespit ettirdim…

Grubun o günkü CEO’su Serdar Çalaoğlu’na haber verdim…

Burası Türkiye’ydi elbette…

İlginç bir ülkeydi…

İşlenen suçlar “basın özgürlüğü”-ne, suçları işleyenler de kafalar karıştırılarak “gazeteci” sıfatına layık görülürdü…

“Gazetecilik adı altında öyle suçlar işlenirdi ki” siz gerçek gazeteciliğe yönelik baskıları protesto edebilmek, gerçek gazetecilerin özgürlüğünü savunabilmek için atla karayı seçerdiniz…

***

Güç ve iktidar sahipleri, “psikolojik savaş yöntemleriyle, sosyal medyada sahte tweet hesaplarından yönetilen pislik saldırılarla, ayyuka çıkmış suç unsurlarını” gösterip, “biz gazetecilere bir şey yapmıyoruz ki” derlerdi…

At iziyle it izinin birbirine karıştığı yerlerde, “Atları da vurmak” adettendi…

Bugün Türkiye’ye getirmek için bütün kulüplerin yarıştığı Mircea Lucescu isimli dünya çapındaki futbol adamı zamanında bu ülkeyi niye terk etmek zorunda kalmıştı bilir misiniz?…

Bir Romen atasözünü söylediği için…

O atasözünü söyledi diye, o günlerde Futbol Federasyonu, Mircea Lucescu’nun Türkiye’de aylarca ceza alacağını söyledi…

Kulübü çok istemesine rağmen, bu ceza karşısında teknik direktörüyle yola devam edemeyeceğini düşündü…

Neydi biliyor musunuz o söz;

– “Köpekler istedi diye atlar ölmez…”

Türkiye’de birileri o günlerde bu sözü hiç hazmedememişti…

http://m2.gazetevatan.com/Columnists/ColumnistArticle?ID=560871

Reklamlar

About this entry